Temmuz’da (2017) neler yaptık

Bu ay çalkantılı geçti. Buyurun başlayalım:

Son çekimleri yaptık! Kurguda bir eksik çıkmazsa çekimleri bitirdik artık. Soner’le Ceren’de bir rahatlama ve sevinç olsa da, bende buruk bir sevinç var. Artık doğayla ilişkim azalacak diye galiba. Onlar sürekli o yayla senin, bu dere tepe benim geziyorlar tabi. Kim bilir, belki yeni doğa projeleri çıkar. Ne demiş ozan: “Zaman neler gösterir, belli olmaz sevgilim.”

Temmuz biraz talihsiz başladı. DEV Belgesel, bu çekimler için bize kamera veremeyeceğini söyledi. Bir hayli endişelendik ve panikle kamera aramaya başladık. Neyse ki biricik dostum Emre Akyiğit kamerasını ödünç verdi ve bizi kurtardı bu durumdan. Ses kayıt cihazımız da bir önceki çekimlerde arızalanmıştı. Ses kayıt cihazını da verdi Emre sağ olsun! Binlerce teşekkür! İyi ki varsın!

Temmuz’un ikinci haftası gittik Kapıdağ’a. Yine bir talihsizlikle başladık: Kamera çalışmadı! İstanbul’dan batarya yollattık, danışabileceğimiz insanları aradık, Erdek’te fotoğraf stüdyolarını gezdik… Uzunca bir uğraş verdik ama nafile.

Bu arada daha öncesinden sözleştiğimiz Erdek Zamanı Festivali (22 – 27 Ağustos) Koordinatörü Arzu Kutucu Özenen Hanımefendi’yle, geçen yazıda bahsettiğim maddi kaynak ve galamızın detaylarını görüşmek üzere ikinci kez buluştuk. Festival programını paylaştı bizlerle. Gösterimi ne gün yapacağımızı, bize ayrılan zamanı nasıl kullanabileceğimizi konuştuk. Muhabbet gayet güzel ilerledi, ta ki para meselesini konuşmaya başlayana kadar. Geçen ayki konuşmamızın coşkusu, yerini yarım ağızlı sözlere bırakmıştı. Yine de maddi kaynağı bir şekilde bulmak için elinden geleni yapacağını, taleplerimizi ve beraber çalışacağımız kişileri mail atmamızı söyledi Arzu Hanım. Bu şekilde ayrıldık yanından. Biraz umudumuz kırılmıştı.

Daha sonra Erdek sahilinde bir çay bahçesinde otururken; Soner, yol yorgunluğunu atmak için çimlere uzandı. Bunun üzerine Erdek Belediyesi zabıtası geldi ve Soner’e buraya yatamazsın, oturamazsın, hatta basamazsın diye sözlü kavga etmeye başladı. Doğa aşığı bir insana çimlere basmak yasaktır deyince, üstelik de bunu saygısız ve çok kaba bir üslupla yapınca ortalık biraz karıştı tabi! Polis çağırmakla tehdide kadar gidince iş, ortamı yumuşatmak bize düştü; lakin Soner katiyen geri adım atmıyordu. Neyse ki olay büyümeden ortamı terk ettik. Moraller iyice bozuldu tabi. Hayata küstük!

Tam umudu kestik ve “Neyse bir gün tatil yapıp dönelim bari.” diye moralleri yükseltmeye çalışıyorduk ki; çekimler için bize yardıma gelen Bilgen, kamera konusunda işin ehli birine ulaştı ve birkaç talimatla işi çözdü, kamerayı çalıştırdı ve kahramanlığını ilan etti! Yaşa Bilgen!

Hemen işe koyulduk ve yine Kapıdağ’ı karış karış gezdik. Bu sefer eksiklere odaklanarak gittik ve belli bitkilerin peşine düştük. Ceren gelemediği için ilk günler bize Bilgen ve Tuba arkadaşlarımız yardım etti. Üçüncü günümüzde önce Bilgen’le migren krizinden (şartlar zorlu tabi), sonra da Tuba’yla ruhani bir yolculuk planı olduğu için yollarımız ayrıldı. Neyse ki akademik danışmanımız Ceren, Yunanistan’da gitmiş olduğu eğitim kampından aramıza katıldı ve çekirdek ekibi tekrar tamamlamış olduk. Ceren’in, çekim için peşine düştüğümüz kekiği; seyir halindeki arabadan, bize 20 30 metre mesafedeki bir tepenin yamacında, onca bitki arasından görebilmesi, bu belgesel hikayemizin unutulmaz anları arasında yer aldı. En azından benim için öyle oldu diyebilirim. Helal olsun! Velhasılkelam; uzun, yorucu ve çok yoğun bir çalışmayla bu çekimleri de bitirdik. Artık kurgu vakti.

Yukarıda bahsettiğim üzere Arzu Hanım’a maillerimizi attık, kontrol edeceğine dair teyid aldık fakat birden bire bizimle iletişimini kopardı. Ne maile, ne mesaja ne de telefonlara cevap veriyor. Bu sebeple maddi kaynak ve gala meselesi şu an için rafa kalkmış gibi gözüküyor. Hayal kırıklığına uğradık, üzgünüz. En azından, teklifi kendilerinin yapmış olmasına rağmen, ne sebeple bizi istemediklerini söyleme nezaketini göstermesini beklerdik.

Yine de umudumuzu kaybetmeden; filmi tamamlayıp, gösterim için ve sponsorluklar bulmak için elimizden geleni yapacağız.

Sevgi ve umutla

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir